İfade Özgürlüğü var Ancak Gerçekler Yasak!

İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı, TBMM Genel Kurulunda basın ve ifade özgürlüğüne ilişkin konuşma gerçekleştirdi.

06 Ağu 2026 - 21:25 YAYINLANMA
İfade Özgürlüğü var Ancak Gerçekler Yasak!

 

 

 

Taşçı; İYİ Parti Grubu adına yaptığı konuşmada, Türkiye'de basın özgürlüğü, sansür, ekonomik sorunlar ve adalet sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türk basınının baskılara rağmen gerçekleri yazmaya devam edeceğini vurgulayan Taşçı, "Bu ülkede ifade değil, gerçek yasağı var." Dedi

"Türk basını baskılara rağmen gerçekleri yazmaya devam edecek"

Konuşmasına Türk basınının tarihsel mücadelesine değinen Taşçı, basının bugüne "dikensiz gül bahçelerinden geçerek değil; darbelerle, sürgünlerle ve zindanlarla sınanarak" ulaştığını ifade etti. Baskı dönemlerinin hiçbir zaman gazetecileri susturamadığını belirten Taşçı, Uğur Mumcu'nun "Her öldürülen gazetecinin yerine yenileri doğacaktır." anlayışını hatırlatarak, toplumla yaptığı sözleşmeden başka güç tanımayan gazetecilerin her dönemde gerçekleri yazmaya devam edeceğini söyledi.

Basının toplumun gözü, kulağı ve vicdanı olduğunu vurgulayan Taşçı, baskının şiddeti ne olursa olsun gazeteciliğin varlığını sürdüreceğini ifade etti.

"Millet korku duvarlarını yıkmıştır"

Anadolu insanının tarih boyunca baskılar karşısındaki direncine dikkat çeken Taşçı, son yıllarda farklı kesimlerin çeşitli söylemlerle susturulmaya çalışıldığını savundu. Buna rağmen milletin Silivri'de, Saraçhane'de ve Ankara Tandoğan Meydanı'nda korku duvarlarını yıktığını söyleyen Taşçı , bu iradenin ilk seçimde sandığa da yansıyacağını ifade etti.

"İfade özgürlüğü değil, gerçek yasağı var"

Türkiye'de ifade özgürlüğü kavramının nasıl uygulandığının tartışılması gerektiğini belirten Taşçı, kurucu değerlere yönelik hakaretlerin, Cumhuriyet'in temel niteliklerine yönelik saldırıların ve ağır insanlık suçlarını öven söylemlerin yaptırımsız kalabildiğini ifade etti. Buna karşın toplumun gerçeklerle buluşmasını sağlayacak haberlerin ve bilgilerin çeşitli yöntemlerle engellendiğini savunan Taşçı, Türkiye'de asıl sorunun ifade özgürlüğü değil, "gerçek yasağı" olduğunu söyledi.

Bu durumu "Truman Show" filmine benzeten Taşçı, erişim engelleriyle oluşturulan yapay gündemin toplumun gerçeklerle yüzleşmesini engellemeyi amaçladığını ileri sürdü. Basının da bu nedenle hedef hâline getirildiğini belirten Taşçı, "Artık göstermemek de konuşturmamak da içinde bulunduğumuz hâli topluma yok saydırmaya yetmiyor." ifadelerini kullandı.

Toplumun sorgulama kabiliyetini güçlendirecek her türlü bilgi ve işaretin hafızadan silinmeye çalışıldığını öne süren Taşçı, gerçeklerin üzerinin örtülmesinin yaşanan sorunları ortadan kaldırmayacağını vurguladı.

"Yoksulluk da adaletsizlik de konuşulmamakla yok olmuyor"

Basının hedef alınmasının nedeninin toplumun gerçeklerle yüzleşmesini engellemek olduğunu ifade eden Taşçı, ekonomik kriz ve adalet sorunlarının üzerinin örtülerek çözülemeyeceğini söyledi.

Yoksulluğun okulda baygınlık geçiren çocukların boş midelerinde, adaletsizliğin ise toplumun farklı kesimlerinde derin yaralar açtığını belirten Taşçı, "Konuşulmayınca yok olmayacak kadar derin çünkü yoksulluk artık. Konuşulmayınca yok olmayacak kadar derinde adaletsizlik." sözleriyle yaşanan sorunların görmezden gelinerek ortadan kaldırılamayacağını ifade etti.

 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugüne dikensiz gül bahçelerinden geçerek değil darbelerle, sürgünlerle, zindanlarla sınanarak, gün yüzü görmeden gelmiş; darbe dönemlerinin baskısını bugünün yani sözde sivil dönemin sözde özgürlüklerine tercih eder hâlde olduğuna göre görüp görebildiği ferahlığı bugüne kadar düşünün işte. Dünden bugüne böyle direne direne, dövülse de sövülse de öldürülse de hatta tam da Uğur Mumcu'nun dediği gibi her parçasından yeni ve toplumla yaptığı sözleşmeden başka güç tanımayan kalem savaşçıları doğurmuş Türk basını kendisine yönelen zulmün şiddeti ne olursa olsun hep var olacak, hep haber yapacak; o haberler de hep toplumun gözü, kulağı, vicdanı olmaya devam edecektir. Keza ben çok güvenirim Anadolu'nun o kadim dayanıklılığına, zulmünüz artsın ki tez zeval bulasınız. Çeyrek asırdır kâh "Ananı al git." diye, kâh "Sus, nankörlük yapma." diye, kâh "Çapulcular." diye susturulmaya çalışılan Türk milleti Silivri'de defaatle yıktı, Saraçhane'de yıktı, en son Ankara'da Tandoğan'da yıktığı korku duvarlarını 16 Ağustosta da Kuvva'nın beşiğinde, Balıkesir'de ve ilk seçim sandığında da egemenlerin bir daha asla yeniden inşa etmeye cüret edemeyeceği şekilde yıkacaktır. Bütün bunlardan hiç şüphem yok da "ifade özgürlüğü" deyince ne anlaşıldığından hayli şüpheliyim çünkü kurucumuz Atatürk'e hakaretin hiçbir maliyetinin olmadığı, rejimin temel niteliklerine saldırının hiçbir maliyetinin olmadığı, cumhuriyete "zulüm rejimi" demenin mesela serbest olduğu, en ağır insanlık suçlarını övmenin, onlara kutsiyet atfetmenin serbest olduğu, en azılı suçluları, katilleri, canileri övmenin serbest olduğu bir düzende ifade özgürlüğü olmadığını söylemek güç, fazla bile var. Bu ülkede ifade değil, gerçek yasağı var aslında, doğru yasağı var. Truman Show'a benzetiyorum çoğu kere, erişim engelleriyle bir gecede ülkeyi 1 trilyondan fazla zarara uğratmak pahasına kurgulanan bu halüsinatif düzenin duvarlarını yıkıp narkozlanan kitleleri gerçekle buluşturacak şeyleri söylemek yasak sadece bu ülkede. İnsanların sorgulamasını sağlayacak işaretler bırakmak yasak hafızaya. Zaten basında bu yüzden hedef tahtasında, yüzleştirmesin diye ve fakat atlanan küçücük bir detay var. Gelinen ahval ve şerait öyle ki, hanidir tekrarlıyorum bunu, Artık göstermemek yetmez, konuşturmamak yetmez hâli pürmelalimizi yok saydırabilmeye. Konuşulmayınca yok olmayacak kadar derin çünkü yoksulluk artık; okulda baygınlık geçiren çocukların boş midelerinde. Konuşulmayınca yok olmayacak kadar derinde adaletsizlik; Gülseren Çalık'ın yüreğinde, Yasemin Minguzzi'nin, Güvenpark'taki gazilerimizin yüreğinde. Söküp atabilir misiniz yürekleri de? Değerli milletvekilleri, biz bu önergeyi destekliyoruz ve bu önergenin binlerce insanın haksız ve hukuksuz şekilde operasyona uğramaya devam ettiği bir ülkeye demokrasinin bir terör örgütüne imtiyazla geleceği sanrısından uyanmasına vesile olmasını da temenni ediyoruz.

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: