AK PARTİ TEKİRDAĞ İL BAŞKANLIĞI'NDAN BASIN AÇIKLAMASI
Tekirdağ, CHP yönetimindeki belediyelerin bu hafta içinde sergilediği iki ayrı hadiseyle, bu anlayışın şehrimize ve vatandaşlarımıza bakışını bir kez daha açıkça görmüştür. Bir yanda 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü siyasi kışkırtmaya dönüştüren Milletvekilleri ve belediye başkanı, öte yanda aynı partinin iki belediyesi arasında mahkeme salonlarına taşınan bir güç hesaplaşması… Her iki hadise de aynı haftanın içinde, aynı şehirde, aynı partinin yönetimlerinde yaşanmıştır. Bu bir tesadüf değildir; Tekirdağ'da CHP'nin hizmet üretmek yerine kendi iç çatışmalarını ve siyasi hırslarını vatandaşımıza dayatan zihniyetinin müzmin bir yansımasıdır.
1 Mayıs'ı İstismar Etmek: Çorlu'da Yaşananlar
1 Mayıs, emekçinin günüdür. Alın terinin, hakkın ve adaletin konuşulması gereken bir gündür. Ne var ki Tekirdağ CHP Milletvekilleri ve Çorlu Belediye Başkanı, bu kutsal günü, arkasında ki kitleye "Cumhurbaşkanımız Hakkında İftira mahiyetinde" sloganı attırarak siyasi bir provokasyon alanına dönüştürmüştür. Bu davranış, her şeyden önce Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanlığı makamına yönelik açık bir saygısızlıktır. Cumhurbaşkanlığı makamı, 85 milyonun ortak makamıdır; Milletvekillerinin ve belediye başkanının kitleyi bu makama karşı kışkırtmaya yeltenmesi, nasıl bir siyasi sığlığa mahkum en çarpıcı göstergesidir. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, girdiği her seçimde milletimizin yüksek teveccühünü kazanmış, demokratik iradenin tecellisi olan sandıktan zaferle çıkarak çeyrek asrı aşan hizmet yürüyüşüne devam etmektedir.
Çorlu, yaklaşık 300 bin nüfusuyla Tekirdağ'ın en büyük ilçesidir ve Trakya'nın en önemli sanayi merkezlerinden biridir. O gün 1 Mayıs'ı kutlayan insanların büyük çoğunluğu, her gün fabrikalarda, atölyelerde, tezgâhların başında alın teri döken gerçek emekçilerdir. Bu insanlar meydana asgari ücretlerini, iş güvenliklerini, çalışma koşullarını ve geleceklerini konuşmak için gelmiştir. Bir partinin temsilcilerinin, emekçilerin bu haklı beklentisini görmezden gelerek onları kendi basit ve ucuz siyasi hesaplarına alet etmesi; emek kavramının içini boşaltan, emekçiyi kendi siyasi emellerine alet etmeye çalışan bir cüreti yansıtmaktadır.
Üstelik Çorlu'nun çözüm bekleyen sorunları ortadadır. Yol bozuklukları, altyapı eksiklikleri, ulaşım aksaklıkları ve temizlik sorunları gündelik hayatı zorlaştırmaya devam etmektedir. Kendi belediyesinin verilerine göre vatandaş şikâyetlerinin başında yol, park-bahçe bakımı ve altyapı gelmektedir. Bu tabloya rağmen belediye başkanının yanında Milletvekilleri ile beraber önceliğini slogan attırmaya ayırması, Çorlu'ya hizmet kaygısıyla değil; mensubu oldukları siyasi partinin hukuk önünde hesap veren, yolsuzluğa ve ahlaksızlığa batmış mevkidaşlarının yaratmış olduğu siyasi tahribatı perdeleme gayretiyle açıklanabilir. Bu hezeyanlar, emekçinin gününü değil CHP'nin krizini örtmeye yöneliktir.
CHP zihniyeti tam olarak budur: Emekçilerin, işçilerin, esnafın dertleriyle ilgilenecekleri bir günde dahi meseleyi siyasi kutuplaşmaya ve kışkırtmaya alet etmeyi refleks hâline getirmiş bir anlayış.
Hizmet Değil Hesaplaşma: Büyükşehir ile Süleymanpaşa Arasındaki Dava
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi'nin, Süleymanpaşa Belediyesi'ne eski otogar arazisi üzerindeki protokol anlaşmazlığı nedeniyle dava açması, CHP'nin Tekirdağ'daki yönetim krizinin bir başka boyutunu gözler önüne sermektedir. Aynı partiye mensup iki belediyenin, kendi aralarındaki bir tahsis meselesini dahi masada çözememeleri ve konuyu mahkeme salonlarına taşımaları, belediyecilik dersi vermeye soyunan bu yapının kendi içindeki koordinasyon zaafiyetinin en somut delilidir.
Nitekim Süleymanpaşa Belediye Başkanı'nın "bizi kendi partimiz mahkemeye verdi, çok mutsuzum" şeklindeki sitemi, yaşanan çelişkinin bizzat kendi ağızlarından bir itirafıdır. Öte yandan kamu kaynağıyla inşa edilen yapıları kepçeye teslim etmeyi bile siyasi bir pazarlık aracı olarak gören bu pervasız anlayış, bu krizin bir hizmet anlaşmazlığı olmadığını, parti içi güç dengelerinin belediye kaynaklarıyla yürütülen bir çatışmaya dönüştüğünü ortaya koymaktadır.
Bu dava süresince harcanacak mahkeme masrafları, avukatlık ücretleri ve kaybedilecek zaman doğrudan Tekirdağlının cebinden ve hakkından çıkacaktır. Kendi içinde iki belediyeyi koordine edemeyen, ortak aklı kaybettiğini bizzat kendi kamuoyuna ilan eden bir siyasi yapının, 11 ilçeli bir büyükşehri yönetme kapasitesini vatandaşlarımızın vicdanına havale ediyoruz.
Soruyoruz: CHP hangi halkın sesidir? Birbirini dava eden belediyelerinin arasında kalan vatandaşın mı, yoksa 1 Mayıs'ta hak aramaya gelip siyasi slogana alet edilen emekçinin mi? Bir tarafta yargı önünde hesap veren belediye başkanları, diğer tarafta birbirini dava eden belediyeler, üstüne emekçinin gününü bile provokasyona çeviren anlayış… Tekirdağ'ın dört bir yanında vatandaşlarımız daha iyi yollar, daha güçlü altyapı, daha insanca bir yaşam beklerken; CHP yönetimleri enerjisini parti içi kavgalara ve ucuz provokasyonlara harcamaktadır. Bu tablonun adı hizmet değildir; Tekirdağ'a reva görülen ihmal, istismar ve sorumsuzluktur.
AK Parti Tekirdağ İl Teşkilatı olarak; Tekirdağlıların hak ettiği hizmeti, uzlaşıyı ve ciddi belediyeciliği savunmaya devam edeceğiz. Bu gelişmelerin takipçisi olacağımızı, vatandaşlarımızın yaşadığı mağduriyetleri TBMM'deki milletvekillerimiz aracılığıyla da gündemde tutacağımızı kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.