Taşçı : “Çocukları Koruyamayan Her Politika Başarısızdır”

16 Nis 2026 - 07:03 YAYINLANMA
Taşçı : “Çocukları Koruyamayan Her Politika Başarısızdır”

 

 

 

Çocuk Bedenlerini Taşıyan Tabutların Altında Eziliyoruz!

“Korkunç Bir Gün, Korkunç Bir Çağ”

TBMM Genel Kurulu’nda söz alan İYİ Parti Tekirdağ milletvekili Selcan Taşçı, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırılara değindi. Taşçı “Korkunç bir gün, korkunç bir çağ. Şiddet, evet, dünyanın her yerinde yükseliyor, çocuk suçluluğu artıyor. Suçun niteliğinde, evet, küresel bir değişim var ve evet, bunları bir durum tespiti olarak kayda geçirebiliriz ama mazeret olarak ifade edemeyiz. Dün Şanlıurfa'da eşiğinden döndüğümüz, bugün Kahramanmaraş'ta bizi can evimizden vuran katliam, benzerleri başka ülkelerde de yaşanıyor diye anlaşılır hâle hâle gelmez. Hiçbir emsal, bizim çocuklarımızı, canları alınabilir kılmaz. Günün sonunda elimizde kalan çocuk cenazeleri oluyorsa, küçücük çocuk bedenlerini taşıyan tabutların altında ezilmek düşüyorsa payımıza, bütün doğruları sıfırlayacak kadar büyük bir yanlışın içindeyiz demektir” sözleriyle yaşananların tüm doğruları sıfırlayan büyük bir trajedi olduğunu vurguladı.

Sosyal Medyaya Tepki: “Neden Bu Görüntüleri İzliyoruz?”

Selcan Taşçı konuşmasında sosyal medyada yayılan saldırı görüntülerine de sert tepki gösterdi. Bu tür içeriklerin özendirici ve tetikleyici etkisinin bilindiğini hatırlatan vekil, “Neden iki gündür okul koridorlarında ölüm saçan saldırganı engelsiz, filtresiz izliyoruz?” sorusunu yöneltti.

“Okullar Suç Mahalline Dönüşüyor”

Daha önce Meclis’te çocuk suçluluğunun bir millî güvenlik sorunu hâline geldiğine dair uyarılar yapıldığını hatırlatan Taşçı, risklerin önceden bilindiğini ancak gerekli önlemlerin alınmadığını söyledi. Şanlıurfa’nın yüksek riskli bölgeler arasında yer aldığını belirterek, “Eğer önlem almayacaksak risk haritalarının ne anlamı var?” ifadelerini kullandı.

“Kameralar Var Ama Müdahale Yok”

Okullardaki güvenlik önlemlerinin yetersizliğine de değinen Selcan Taşçı, güvenlik kameralarının yalnızca kayıt almakla sınırlı kaldığını belirterek, “Anlık izlenmeyecekse, önleyici müdahale yapılmayacaksa o kameraların ne anlamı var?” dedi.

“Bu Bir İhmal ve İdraksizliktir”

Art arda yaşanan saldırıların, gerekli güvenlik seferberliğinin yapılmadığını gösterdiğini belirten Selcan Taşçı , Kahramanmaraş’daki saldırıda okula silahla girilebilmesini “…bir okulumuz daha dün basılmışken bugün bir okulumuz daha basılabiliyorsa, daha dün bir saldırgan pompalı tüfekle girebilmişken bir okulumuza, bugün güvenlik seferberliği uygulamamız gerekirken, teyakkuzda olmamız gerekirken, bugün âdeta cephanelikle girebiliyorsa bir başka saldırgan bu, çok açık bir ihmaldir, durumunun ciddiyetini anlayamamaktır…” sözleriyle ihmalkarlık olarak değerlendirdi.

“Bu Çocuklar Devletin Kucağında Can Verdi…İstifa Vicdani Bir Beklentidir”

Selcan Taşçı , “Çok acı ki bu, o çocuklar açısından devletsizliktir. Zira Şanlıurfa'da 10 evladımız, devlete emanet oldukları yer ve saatte saldırıya uğrayıp yaralandılar; 4 öğretmenimiz öyle, polisimiz öyle. Kahramanmaraş'ta katledilen evlatlarımız aslında devletin kucağında can verdiler. Bunun affı olmaz, özrü olmaz. Şu dakikadan sonra Millî Eğitim ve İçişleri ne söylese yürek soğutamaz, yaşanan kaybı telafi edemez ama bu trajedinin utancını yaşadığını gösterebilir, mahcubiyetini taşıdığını gösterebilir. İçişleri Bakanı derhâl istifa etmelidir, Millî Eğitim Bakanı derhâl istifa etmelidir.” sözleriyle hükümeti eleştirirken, ilgili iki bakanın istifa etmesinin en azından vicdani bir beklenti olduğunu vurguladı.

Sayın Divan, değerli milletvekilleri; acımızı, öfkemizi, kaygımızı izaha yeter sözcük var mıdır bilmiyorum, bulmakta zorlanıyorum. Korkunç bir gün, korkunç bir çağ. Şiddet, evet, dünyanın her yerinde yükseliyor, çocuk suçluluğu artıyor. Suçun niteliğinde, evet, küresel bir değişim var ve evet, bunları bir durum tespiti olarak kayda geçirebiliriz ama mazeret olarak ifade edemeyiz. Dün Şanlıurfa'da eşiğinden döndüğümüz, bugün Kahramanmaraş'ta bizi can evimizden vuran katliam, benzerleri başka ülkelerde de yaşanıyor diye anlaşılır hâle hâle gelmez. Hiçbir emsal, bizim çocuklarımızı, canları alınabilir kılmaz. Günün sonunda elimizde kalan çocuk cenazeleri oluyorsa, küçücük çocuk bedenlerini taşıyan tabutların altında ezilmek düşüyorsa payımıza, bütün doğruları sıfırlayacak kadar büyük bir yanlışın içindeyiz demektir. Çocukları yaşatamayan her politika yanlıştır. Çocukları koruyamayan her politika, bakan, bakanlık, iktidar başarısızdır. Bir katilin daha cesaret bulduğu her gün geç kalınmıştır. Bir kere daha geçmiş olsun Şanlıurfa'ya, bir kere daha başsağlığı diliyorum Kahramanmaraş'a, evlatları can veren ailelere. Ve iki gündür izlediklerinden sonra neden izlemek zorunda kaldılar, onu da sorgulamak gerekiyor. O nevi katliam görüntülerinin özendiriciliği, yol göstericiliği benzer profilleri tetikleyici etkisi sabitken neden iki gündür okul koridorlarında ölüm saçan saldırgan performansı izliyoruz biz, engelsiz, filtresiz şekilde sosyal medyada? Bir dileğim de... Bu dehşetengiz görüntülerden sonra yürekleri ağızlarında olan bütün anne-babalarına ülkemin, okullarına kalp çarpıntısıyla ürkerek gitmek durumunda kalacak, kuş gibi yüreklerine bir derin travma yüklediğimiz bütün çocuklarımıza başa çıkma gücü diliyorum, bu güvensizlik, bu güvenliksizlik duygusuyla. Değerli milletvekilleri, aylarca feryat ettik burada, çocuk suçluluğu bir millî güvenlik sorunu hâline gelmiştir dedik. Suçlulaşan çocuklar beka sorununa dönüşmüştür dedik, okullar suç mahalline dönüşmüştür dedik. Diyeceksiniz ki belki "Komisyon kurduk." Evet kurduk, ben de üyesiydim. Bütün veriler de o Komisyonda Şanlıurfa'nın risk faktörünü çok yüksek gösteriyordu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının sosyal risk haritası çıkardığı pilot bölgelerden bir tanesi de burasıydı. Şimdi, bizim Ankara'dan bildiğimizi Şanlıurfa'nın Valisi bilmiyor muydu? (CHP sıralarından alkışlar) Emniyet Müdürü bilmiyor muydu, Millî Eğitim Müdürü bilmiyor muydu, okul müdürleri bilmiyor muydu? Eğer önlem almayacaksak nerede risk olduğunu biliyor olmanın ne anlamı var? Eğer gereğini yapmayacaksak komisyon kurmanın ne anlamı var? Muhalefet, toplumsal öfkenin amiyane tabirle gazını almak için araçsallaştırabileceğiniz bir acil durum butonu değildir. Komisyon konusunda azıcık samimi olsaydınız, Fatma Nur Çelik'ten sonra aynı önergeyi verdik, zaten kabul ederdiniz ve bugün, belki de bunları konuşmuyor olurduk. Sözünü ettiğim o görüntüler neyi gösteriyor? Okullarımızın güvenlik kameralarıyla donatılmış olduğunu. O kameralar anlık izlenmeyecekse eğer tehlike tespiti yapılıp da önleyici müdahalede bulunulmayacaksa ne anlamı var o donatmış olmanın? Şanlıurfa'da güvenlik tedbirleri değil, önleyici tedbirler değil, kurşunların isabetsizliği kurtardı çocuklarımızı. Dün konuşabilseydim hiçbir çocuğumuzun canı kurşunun ıskalama ihtimaline terk edilecek kadar ucuz değildir diyecektim. Nitekim, bugün ıskalamadı, Kahramanmaraş'ta katledildi çocuklarımız. Fatma Nur Öğretmen'in daha evladının gözyaşı kurumadı, bir öğretmenimiz daha yeni katledilmişken öğrencisi tarafından okulunda, bugün bir öğretmenimiz daha katledilebiliyorsa okulunda öğrencisi tarafından, bir okulumuz daha dün basılmışken bugün bir okulumuz daha basılabiliyorsa, daha dün bir saldırgan pompalı tüfekle girebilmişken bir okulumuza, bugün güvenlik seferberliği uygulamamız gerekirken, teyakkuzda olmamız gerekirken, bugün âdeta cephanelikle girebiliyorsa bir başka saldırgan bu, çok açık bir ihmaldir, durumunun ciddiyetini anlayamamaktır. Anlaşılsa herhâlde mafya rol model gösterilmezdi zaten çocuklarımıza. Mafya karakterlerini canlandıranlar taltif edilmezdi siyasetçiler tarafından ve bu çok açık idraksizliktir aynı zamanda. Çok acı ki bu o çocuklar açısından devletsizliktir. Zira Şanlıurfa'da 10 evladımız devlete emanet oldukları yer ve saatte saldırıya uğrayıp yaralandılar, 4 öğretmenimiz öyle, polisimiz öyle. Kahramanmaraş'ta katledilen evlatlarımız aslında devletin kucağında can verdiler. Bunun affı olmaz, özrü olmaz. Şu dakikadan sonra Millî Eğitim, İçişleri ne söylese yürek soğutamaz, yaşanan kaybı telafi edemez ama bu trajedinin utancını yaşadığını gösterebilir, mahcubiyetini taşıdığını gösterebilir. İçişleri Bakanı derhâl istifa etmelidir, Millî Eğitim Bakanı derhâl istifa etmelidir. Bu siyasi değil, vicdani bir beklentidir. Zira, onların makamları da sıfatları da evlatlarımızın canlarından daha kıymetli değildir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: